DİŞ ÜZERİNE HERŞEY
• 30/6/2007 - Diş için Kanal Tedavisi Nedir ? Nasıl uygulanır ? Kanal tedavisi
Kanal Tedavisi

Niçin kanal tedavisi yapılır?
Öncelikle şu bilinmelidir ki, doğal dişin yerini hiç bir yapay diş tutmaz. Dolayısıyla doğal dişlerimiz tedavi ederek son noktaya kadar korumalıyız. Dişlerimizden biri hastalandığında en bilinen koruma yöntemlerinden biri de kanal tedavisidir. Kanal tedavisi hasar görmüş dişlerin korunmasında yardımcıdır. Pulpa (sinir, kan, lenf damarlarını içeren dişin içindeki yumuşak tabaka), kendini tamir edemeyecek derecede hasar gördüğünde pulpa ölür. genellikle buna, kırık dişlerdeki veya derin çürüklerdeki bakteriler sebep olur. Bakteriler dişin özünde iltihaba yol açar. Hasar görmüş veya hastalanmış pulpa çıkarılmazsa diş ve çevresindeki dokular enfeksiyona maruz kalır. Ve sonunda dişinizi tamamen kaybedebilirsiniz.
Kanal tedavisi nedir ve nasıl uygulanır?
Kanal tedavisi pulpanın hasar gördüğü durumlarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Önceki yıllarda hastalanmış yumuşak diş tabakasıyla karşılaşıldığında tek çözüm çekim iken, günümüzde bu dişleri tedavi etmek mümkündür.
Kanal tedavisi yapılmazsa ne olur?
Derin çürük ve çatlak dolayısıyla pulpanın kendini iyileştiremeyeceği durumlarda diş canlılığını kaybeder, enfeksiyon bütün dişe yayılabilir. Kanal tedavisi yapılmazsa enfeksiyon kök ucundaki dokulara kadar ulaşabilir. Dişi çevreleyen çene kemiği de iltihaplanarak aşınır. Meydana gelen bu boşlukta abse oluşur. Bu tabloya ağrı ve şişlik de eşlik eder ve diş kısa zamanda kaybedilir.
Kanal tedavisinin aşamaları;
1. Öncelikle ağrısız ve acısız bir tedavi olması için dişe anestezi yapılır.
2. Daha sonra çürük temizlenip, dişin özüne ulaşılınca hastalıklı ve yumuşak doku çıkarılır. Sinir ve doku artıkları temizlenir.
3. Kök ucuna kadar diş kanalına şekil verilir. Gerekirse bazı ilaçlar uygulanarak iyileşme hızlandırılabilir.
4. Seanslar arasında diş iyileşene kadar geçici dolgu maddeleriyle dişin üzeri kapatılır. İltihabın üremesinin durduğu anlaşıldıktan ve kök ucundan iltihap gelmesi sona erdikten sonra kanal içerisi özel bir dolgu maddesiyle, kök ucuna kadar doldurulur.
5. Bazı vak'alarda bu seanslara hiç gerek olmayıp tek bir seansta da kanal tedavisini sağlıklı bir şekilde kanal tedavisini bitirmek mümkündür.
Kanal tedavisi uygulanmış bir dişin ömrü ne kadardır?
Eğer diş tekrar enfekte olmazsa ve çürümesini önleyici tedbirler alınırsa, ömür boyu bu dolgu kullanılabilir. Düzenli dişhekimi kontrollerinizde enfeksiyonun başlangıcını yakalayabilirsiniz. Ayrıca çok iyi bir ağız bakımı ile de dişin tekrar çürümesi önlenmelidir.

çürük ve apse oluşumu
Kanal tedavisi başarısız olursa ne olur ?
Son çare olarak dişiniz çekilir. Benim bir dişimi öncelikle doldu yaptılar. Daha sonra kanal tedavisi yapıldı. Yine fayda etmedi dişi çektiler. Toplam 250 Ytl ilaç ve tedavi parası harcadım. DEfalarca dişçiye gittim. Diş yine de çekildi.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 30/6/2007 - ÇOCUĞUNUZUN DİŞLERİYLE NE YEDİĞİNE DİKKAT EDİN ! MALUM, AĞAÇ YAŞ
• 30/6/2007 - DİŞ İLE İLGİLİ GEREKLİ BİLGİLER...
DİŞ İLE İLGİLİ GEREKLİ BİLGİLER...
Şiddetli gece ağrısı ; Genellikle en sık rastlanan ve şikayetçi olunan durumdur. Şiddetli ağrının nedeni ; ileri derecede çürümüş bir dişin iltihaplanmaya başlamasıdır . Yeni oluşan iltihabın , dişin sinirini öldürmeye başlaması ve dişin dışına doğru yayılmaya çalışması dokularda basınç ve dolayısıyla ağrı oluşturur. Bu durum diş hekimliğindeki en şiddetli ağrıdır.
Şiddetli ağrının özellikle gece oluşmasının nedeni ; gece saatlerinde hormonal değişiklikler nedeniyle damarlarımızın genişlemesidir. Bunun bir sonucu olarak dokulara daha çok sıvı gider. Dolayısıyla dişin içine giren damarlardan daha çok sıvı gelir. Fakat iltihap nedeniyle bozulan diş içerisindeki damarlardan sıvı yeterince çıkamaz ve bu durum içerideki sıvı miktarını arttırır. Diş içerisindeki bu dolaşım bozukluğu basınca sebep olur ve diş içerisindeki sinirler üzerinde etkili oluşturarak ağrı oluşturur.
Ağrı kesiciler ; bu durumda kısa bir süre etki gösterdikten sonra yetersiz kalır. Çok sayıda ağrı kesici alınması , ağrı için bir çözüm olamamaktadır ( Sadece mideye zarar vermektedir) . Dişin üzerine bir takım malzemelerin direkt olarak uygulanması gereksiz hatta zararlı bir davranıştır.
Çözüm ; bu durumdaki bir hastanın dişe müdahale edilmesinden başka bir seçeneği olmadığından en kısa zamanda bir diş hekimine gitmektir . Diş hekimi tarafından anestezi yapılarak diş perfore edilir ( delinir ). Böylece diş içerisinde oluşan iltihabi basınç azaltılır . Daha sonra ise dişin sinirinin alınarak kanal tedavisi yapılması gerekir.
Dişte oluşan kırılma ve çatlamalar ;
Çeşitli darbeler sonucu oluşan diş kırıkları veya diş çatlamalarına çok sık rastlanmaktadır.
Dişte bir kırılma olduğunda yapılması gereken ; en kısa zamanda diş hekimine gitmektir. Bu arada bir ağrı kesici alınabilir.Fakat diş yüzeyine herhangi bir madde uygulanmamalıdır. Aksi takdirde dişe kalıcı zararlar verilmesi söz konusu olabilir.
Dişten bir kırık parçası koptuysa ; bu kırık parçası veya diş , enfekte edilmemeye çalışılarak ve bir miktar sütün içerisine koyularak hemen bir diş hekimine gidilmelidir . Bu durumda dişin veya parçanın tekrar yerine yerleştirilmesi söz konusu olabilir . Eğer diş komple yerinden çıktıysa ve enfekte edilmeden getirilebildiyse " reimplantasyon " yapılarak diş yerine yerleştirilerek ve fixe edilir . |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 28/4/2007 - DİŞ BEYAZLATMA (BLEACHING) Hakkında bilmek istediğiniz herşey !
DİŞ BEYAZLATMA (BLEACHING)

Modern toplumlarda bireyler dişlerinin görünümünü önemserler, hatta dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları kişide psikolojik rahatsızlıklara kadar varan problemlere sebep olabilir. Dişhekimliğinde estetik ve restoratif maddelerin gelişmesiyle pek çok renk, şekil, konum bozuklukları kolaylıkla çözümlenebilmektedir. Renklenmiş dişlerin beyazlatılması (bleaching), diğer restoratif metotlara kıyasla daha ucuz, pratik ve zararsızdır.
Beyazlatma (bleaching) işlemi nedir ve nasıl yapılır?
Beyazlatma dişlerin yapısında (mine ve dentin tabakasında) oluşan renklenmeleri giderme işlemidir. Şu anda bilinen iki değişik beyazlatma yöntemi vardır. Bunlardan ilki hastanın kendi başına uygulayabileceği bir yöntemdir, aşamaları şöyledir:
- Hekimin ağızdan ölçü alıp, dişlerinizin üzerine takabileceğiniz ince lastik kalıpları hazırlatması,
- Hastanın kendisi için hazırlanmış özel kalıbın içerisine ilaç yerleştirerek bu kalıbı beyazlatılacak dişlerin üstüne günde en az 6 - 8 saat takması (tercihen uykuda),
- Tedavinin ortalama 1 - 4 hafta içinde sonlandırılması.
İkinci yöntem ise klinikte bir hekim tarafından yapılan beyazlatmadır ki aşağıdaki şekilde uygulanır:
- Ağartıcı ilaç bu işlem hakkında deneyimi olan bir hekim tarafından diş üzerine yerleştirilir.
- İlgili dişin üzerine beyaz renkli ışık kaynağı belli bir süre tutulur.
- İşlem bittiğinde sonuç hemen gözlenir.
Her iki yöntemde etkin olmasına rağmen tercih, renklenmenin derecesine, tedavinin ne kadar çabuk sonlandırılmak istendiğine ve hekimin görüşüne bağlıdır.
Dişlerde istenmeyen lekeler neden oluşur?
Bunun bir çok sebebi olabilir. En yaygın olanları; yaşlılık, dişleri boyayan maddelerin (kahve, çay, kola, sigara vb.) tüketimi, travmalar, eski protezler, kaplamalar, dolgulardır. Dişlerin oluşumu boyunca kullanılan antibiyotik (tetracycline) veya aşırı florit tüketimi de dişlerde renklenmelere yol açabilir.
Bu durum dişin yapısından ileri gelebileceği gibi diş etkenlerin boyaması ile, gelişim çağında alınan antibiyotik ya da florür nedeni ile, yaşlılıkla, dişe gelen bir darbe nedeni ile de olabilir.
Beyazlatma işlemi kimlere uygulanabilir?
Hemen hemen herkese! Ancak, tedavinin etkili olamayacağı bazı durumlar vardır. Dişhekiminiz tam bir ağız içi kontrol ve teşhisi ile dişlerin bu işlem için uygun olup olmadığını belirleyecektir. Dişleriniz sağlıklıysa daha beyaz ve doğal gülümseme için ideal bir çözümdür.
Beyazlatma işlemi zor ve zahmetli midir?
Hayır! Ağız sağlığı teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde dişleriniz çok kısa bir sürede, güvenli ve etkin olarak beyazlatılabilmektedir.
Güvenli midir?
Evet! Yapılan araştırmalara göre, dişlerin beyazlatılması dişhekiminizin gözetimi altında yapılırsa son derece etkin ve güvenlidir. Dişler ve dişetleri hiçbir şekilde zarar görmez.
Uygulama süresi ne kadardır?
Genelde, ilk uygulamada beyazlama başlar. Ancak, ideal görüntüye ulaşmak için, uygulamanın 10 – 14 gün devam etmesi gerekir.
Dişler beyazladıktan sonra eski haline döner mi?
Dişler her zaman için eskisinden daha beyaz olacaktır. Ancak, hastaların alışkanlık ve ağız bakımına bağlı olarak yılda bir – iki kez pekiştirme tedavisi gerekebilir.
Özetle bu tedavinin başarılı olabilmesi için neler önemlidir?
- Kullanılan ilacın markası ve içerği
- Bu konuda deneyimli bir hekimin tedavisi altında olmanız
- İlacın kullanılma şekli ve tedavi süresi
Tedavi sırasında nelere katlanmak zorunda kalacağım?
Eğer sigara içiyorsanız lastik kalıp ağzınızda iken sigara içmemeniz
(ev ağartması için geçerli). Tedavi'nin bitmesi ile ortadan kalkacak hafif soğuk sıcak hassasiyeti. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 27/4/2007 - Dişeti Hastalıkları
Dişler düzgün temizlenmediğinde, üzerlerinde ve aralarında biriken yiyecek artıkları bakteriler üretirler. Bakteri plağı dediğimiz bu püremsi birikintiler, diş çürüklerinin ve dişeti iltihaplarının baş sorumlusu olup, zamanla tükürüğün çökelmesi sonucu diş taşlarını oluştururlar. Bakteri plağının içinde üreyen mikroorganizmalar, şekerli gıdaları parçalayarak asit üretirler. Ve bu asit, dişi küçük bir bölgeden başlayıp giderek büyüyen bir şekilde çürütür. Daha ileri safhalarda çekim kaçınılmaz olabilir. Dişeti iltihabının ilk belirtisi dişetindeki kanamalardır. Dişetlerinde renk, şekil bozuklukları ve ağız kokusu ile kendini daha da belli eder. Dişeti iltihabının neden olduğu diş kayıpları, çürüklerin neden olduğu diş kayıplarından çok daha fazladır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki : Sağlıklı dişeti açık pembe renktedir. Dişe ve kemiğe sıkıca yapışmış olup, portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü bir görünümü vardır.
Dişeti Hastalığının Belirtileri :
Dişeti hastaliklarinin ilk ve en önemli belirtisi dişeti kanamasıdır. Sağlıklı dişeti kanamaz. Dişetlerinde şişmeler, kızarmalar oluyorsa. Dişetlerinde çekilmeler ve açığa çıkan kök yüzeylerinde oluşan hassasiyet oluşuyorsa, Dişeti kenarlarında veya dişler arasında, distaşlarına bağlı olarak oluşan siyah alanlar görülüyorsa, Diş ile dişeti arasından iltihap geliyorsa, Dişlerde sallanmalar, uzamalar ve dişler aralsında açılmalar oluyorsa, Ağızda sürekli bir kötü koku ve kötü tat hissi var ise, Geç kalmadan bir dişhekimine muayene olunması gerekir.
PERİODONTOLOJİ
Periodontoloji, dişleri çevreleyen yumuşak ve sert dokuların iltihabi hastalıkları ve bunların tedavisi ile ilgilenen bir diş hekimliği dalıdır. Dişlerimiz çene kemiklerinde, kemiğin alveoler çıkıntı denilen bölümünün içine gömülüdürler. Ancak dişler kemiğe direkt olarak bağlanmazlar. Alveol kemiği ile dişin kök yüzeyi arasında, liflerden oluşan fibroelastik bir doku vardır. Bu doku "periodontal ligament" adını alır ve , dişler üzerine gelen fonksiyonel kuvvetlerin çene kemiklerine yumuşatılarak iletilmesini sağlar. Bu yapıların üzerini dişeti ve ağız mukozası örter. Dişleri çevreleyen tüm bu dokular "periodontal dokular" olarak adlandırılır.
SAĞLIKLI DİŞETİ VE PERİODONTAL DOKULAR
Sağlıklı dişeti açık pembe renkte, tıkız kıvamlı, mat, diş ile birleştiği yerde bıçak sırtı gibi sonlanan, kurutularak çıplak göz ile bakıldığında yüzeyinde portakal kabuğundakini andıran pütürler görülen bir dokudur.
Sağlıklı dişeti dişi boyun bölgesinde bir yaka gibi sarar ve burada dişi çevreleyen bir oluk meydana getirir. "Dişeti oluğu" denilen bu yapı, hastalanan dokuda derinleşir ve dişhekiminin hastalığı teşhis etmesinde ve tedavi yaklaşımını saptamasında belirleyici rol oynar. Sağlıklı dişeti, diş fırçalama ile kanamaz.
HASTALIKLI DİŞETİ Periodontal dokular, dişlerin üzerini kaplayan ve "mikrobiyal dental plak" adı verilen birikinti nedeniyle iltihaplanır. Mikrobiyal dental plak ağızda bulunan bakterilerden, epitel ve diğer hücre döküntülerinden, çeşitli tükürük proteinlerden ve gıda artıklarından oluşan kompleks bir yapıdır. Plağın dişlerin üzerini kaplaması fizyolojik bir süreç olup, önüne geçilmesi mümkün değildir. İlk bir kaç saat zararsız olan plak belli bir kalınlığa ulaşınca, içindeki bakteriler iltihaba neden olan toksik maddeler sentezlemeye başlarlar. Periodontal hastalıkların çoğunluğu kronik iltihabi hastalıklardır ve çok ileri aşamalara gelmeden, ağrı gibi farkedilebilir belirtiler vermezler. Bu bağlamda periodontal hastalıklar, çok uzun yıllar boyunca ağızda mevcut olup kayda değer bir belirti vermeksizin ilerleyebilirler ve diş kaybına neden olurlar. DİŞETİ KANAMASI, periodontal hastalıkların her aşamasında görülen hemen hemen tek belirtidir. Unutmamalıyız ki kadınlarda görülen menstruasyon kanaması haricinde vucutta görülen her kanama bir yıkım belirtisidir . Dişetlerinin kanaması da bir yıkım belirtisidir , tedavi edilmelidir . İltihabın erken dönemlerinde yukarıda sözü edilen dokulardan sadece dişetinin sağlığı bozulur. Bu aşamada hastalık "gingivitis" adını alır. İltihap dişeti düzeyinden diğer periodontal dokulara geçince, periodontal ligament ve alveol kemiği de etkilenir. Dişin etrafını saran alveol kemiği erimeye başlar. Bu şekliyle hastalık "periodontitis" adını alır. Halk arasında "piyore" diye de bilinen hastalık periodontitistir. Periodontitis dişlerin etrafında abseler oluşmasına, dişlerin sallanmasına ve kaybına neden olur.
Periodontal hastalık nedir?
Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Yapılan araştırmalarda görülmüşki erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.
Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında "periodontal cep" oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.
Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?
Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır; Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi Bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma. Sürekli kötü ağız kokusu. Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.
Dişeti hastalığının nedeni nedir?
Dişeti hastalığının en önemli nedeni "bakteriyel diş plağı" adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.
Dişeti hastalığı nasıl önlenir?
Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için, günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.
Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?
Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.
Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 26/4/2007 - Ağzımızdaki şekil değiştirmiş bir dişin başımıza neler açabilece
KANSERE AĞZINIZ AÇMAYIN !
Ağzımızdaki şekil değiştirmiş bir dişin başımıza neler açabileceğini pek umursamayız. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakultesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları Cerrahisi öğretim üyesi Prof. Dr. Hülya Koçak Berberoğlu, bu durumun kansere kadar uzanabileceğine dikkat çekiyor.
İnsanoğlunun ölüm nedenleri arasında, kalp rahatsızlıklarda birlikte ilk sıraları paylaşan kanser, ne yazık ki vücudumuzun hemen her yerinde görülebiliyor. Baş-boyun kanserlerinin önemli bir bölümünü oluşturan ağız kanserlerine daha çok dil ve dudaklarda rastlanıyor. Diş etleri, damağın iç kısmı ve damak da bu kanser türünün görüldüğü yerler arasında sayılabilir.
Yumuşak doku değişiyorsa...
Başlangıçta ağzın yumuşak dokusunda renk değişikliği ile kendini göstermeye başlayan hastalık, süratle ülserleşerek kanamalı bir hale gelir.
İki haftayı geçen ve iyileşme göstermeyen ağız yaralarında da kişi hemen diş hekimine giderek muayene olmalıdır. Ağız kanserlerinin nedenleri arasında ilk sırayı sigara ve alkol alıyor. Bunların dışında ağızda kronik irritasyona neden olan kötü yapılmış kaplama, köprü, damak protezleriyle, dolgular, yarı gömülmüş yada kırık durumdaki dişlerde kansere yol açabiliyor.
Ağız sağlığının iyi olmaması, kötü ağız hijyeni de kanser oluşumuna zemin hazırlıyor. Ağız içi kanserlerinin bir kısmı, sürekli ağzı vuran protez, kırık ve gömük dişlerin bulunduğu alanlarda kendini gösterir.
Basit biyopsi yöntemleri ile ağızdaki bu lezyonların gerçek tanısına varılabilir. Kanserin başlangıçta tedavisi çok kolaydır. Büyümeye başladığında, başka dokulara da yayıldığında tedavisi zorlaşır. İlerlemiş vakaların tedavisinde büyük fonksiyon ve estetik kayıpları oluşabiliyor.
Virüsler ve çevre kirliliği... Virüsler, çevre kirliliği, bağışıklık sisteminin çökmesi ve genetik faktörler, hücre DNA'mızda anormal değişiklikler yaratarak kansere yol açar. Vücuda bazı maddelerin girmesi I veya çevresel faktörlerle alınan serbest radikaller DNA'yı bozan en büyük etkendir.
Antioksidan maddeler, hücrelerde oluşan bu harabiyete karşı hücreleri korur. Antioksidan maddeler taze sebze ve meyvelerde bulunur.
Özellikle bol sebze ve meyve yiyerek A, E vitamini selenyum almak ağız kanserlerinde koruyucu rol oynar. Yeşil, sarı, kırmızı renklerde ki antioksidan maddelerin bolca tüketilmesi premaltgn lezyonlarda da gerileme yaratır.
Çaresi var, eğer isterseniz:
• Tütün ve Alkol kullanmayın, • 6 ayda diş hekimine gidip kontrol ettirin, • Ağızdaki kötü yapılmış protes ve dolgularıdeğiştirin, • Kırık ve gömük dişlerinizden kurtulun, • Doku dostu denilen, vücuda zarar vermeyen kuron, köprü ve damakları kullanın, • Yılda en az bir kez ağız-diş-çene cerrahisi uzmanına ağız içi yumuşak dokuları muayane ettirin, • Yemek konusunda bilinçli olun, • Taze meyve ve sebzeleri eksik etmeyin, • Antioksidan, vitamin, minerallerle beslenmeye dikkat edin. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/4/2007 - 20 Yaş Dişi, Gömülü Diş Nedir ?
"Gömülü Diş" ne demektir ?
Sürme zamanı geldiği halde çeşitli nedenlerle ağızda yerini alamayan dişlere " gömülü dişler" denir. Üçüncü büyük azı dişleri ( yirmi yaş dişleri veya akıl dişleri olarak da bilinir ), en sık rastlanan gömülü dişlerdendir. Üçüncü azı dişlerinin sürebilmesi için ağızda yer bulunmuyorsa ve kişi 25 yaşına geldiği halde halen sürmemişse, " gömülü " olarak değerlendirilirler. Bazen de bu dişler kısmen sürer, ancak hiçbir zaman tam yüksekliğe ulaşamazlar. Üçüncü azılarınız henüz sürmemişse, dişhekiminizi ziyaret ederek durum hakkında bilgi edinebilir ve gömülü kalan dişlerin neden olabildiği ağrı, şişme, enfeksiyon, çürük ve dişeti hastalıkları gibi bazı problemler ortaya çıkmadan etken dişin çekilmesini sağlayabilirsiniz.
Üçüncü azılar neden düzgün bir şekilde sürmezler? Evrimleşen insanoğlunda çene kemikleri gittikçe küçülmeye başladığı halde azı dişlerinde sayıca azalma tam olarak gerçekleşmemiştir. Bunun sonucu olarak günümüz insanında ağızda son süren üçüncü azı dişleri için genellikle yer kalmamaktadır. Bilindiği gibi üçüncü azı dişleri 15 ile 25 yaşlar arasında sürebilirler.
Gömülü üçüncü azılar ne tip sorunlara yol açabilir ? Gömülü üçüncü azıların çevresinde kist ve tümörler oluşabilir. Öte yandan, kısmen sürmüş üçüncü azılar da ciddi bir enfeksiyon kaynağıdır. Bu tip dişler ağrının yanında dişeti problemleri ve apselere yol açabilirler. Ancak her üçüncü azı da bu problemlere neden olmayabilir.
Sadece Antibiyotik kullansam olmaz mı? Antibiyotikler yanlızca kısa bir süre için rahatlama sağlayabilirler. Toplumumuzda bilinçsiz ve çok çeşitli antibiyotik kullanımı yaygın olduğundan, alınan antibiyotikler şikayetlere yol açan mikroorganizmalara her zaman etki etmeyebilir. Üstelik etkili olsalar bile, gerçek problemi ortadan kaldıramazlar. Diğer bir deyişle, antibiyotik alınsa da probleme yol açan diş hala ağızdadır.
Çekim ne zaman gereklidir ? Üçüncü azı dişlerinin çekilmesi için mutlaka problem yaratmalarını beklemek yanlıştır. Dişhekiminizin de önermesi koşuluyla erken dönemde yapılacak üçüncü azı çekimlerinin ileride doğabilecek pek çok problemi önleyeceğini unutmayınız. Örneğin, gömülü üçüncü azılar, ikinci azı dişlerine zarar verebilirler. 16 yaşından önce yapılan çekimlerde iyileşme son derece hızlı olmaktadır. Daimi ikinci büyük azılar sürdükten sonra üçüncü büyük azıların alınması mümkündür. Bu da 11-12 yaş civarında gerçekleşir. Dişhekiminiz, bu dönemde alacağı röntgenler ile üçüncü azı dişlerinin sürmesi için yeterli yer olup olmayacağını tayin ederek çekim için gerekli öneride bulunacaktır.
Eğer şikayetim yoksa ne yapmalıyım? Ağrı, şişme ve enfeksiyon şikayeti olan kişiler, üçüncü azılarını en kısa sürede çektirmelidirler. Ancak hiçbir şikayet söz konusu değilse, ileride oluşabilecek sorunları önlemek veya olası bir çapraşıklık riskini ortadan kaldırmak için bu dişlerin alınması yararlı olacaktır. Bunun yanı sıra, şikayete yol açmayan gömülü üçüncü azıların erken dönemde alınması ile; nedeni tespit edilemeyen çene ağrıları, hareketli protezlerin doku uyumsuzlukarı, dişeti hastalıkları ve tümör gelişimi gibi bazı riskler de ortadan kalkacaktır.
Gömülü dişler nasıl çekilir? Gömülü dişin üzerindeki dişeti dokusu açıldıktan sonra kemik ve diş üzerindeki bağlayıcı dokular uzaklaştırılır. Ardından diş çekilir ve açılmış olan dişeti dikilir.
Bu operasyondan sonra hastanın dişhekimi tarafından önerilecek bazı ilaçları ( antibiyotik, ağrı kesici v.b ) alması gerekebilir. Genellikle 5. Günden sonra dikişler
DİŞ ÇEKİMİNİ TAKİBEN YAPMANIZ ÖNERİLENLER • Diş hekiminizin yanından ayrıldıktan sonra, 15 dakika kadar çekim yerine diş hekiminizin koyduğu gaz tamponu ısırarak yerinde tutunuz. Eğer kanama veya sızıntı varsa ikinci bir tamponla değiştiriniz. İlk yarım saatlik süre zarfında ağzınızı çalkalamamaya özen gösteriniz , buradaki amaç çekim boşluğundaki pıhtının korunarak yara iyileşmesini hızlandırmaktır , ağız çalkalandığı taktirde çekim boşluğundaki pıhtı oluşumu engellenebilir ve kanama olabilir .
• 6 saat kadar sızıntı halinde kanamanız olabilir.
• Alkol ve kanamayı artırabilecek olan asetik salisilik asit ( örn. Aspirin) gibi ilaçları kullanmayınız.
• Çekimden sonra bir süre istirahat ediniz. Mümkünse başınız yüksekte olmak kaydıyla yatınız.
• Çekimden sonra 2 saat kadar hiçbir şey yemeyiniz. Sıcak yiyecek yada içeceklerden kaçınınız. Oda sıcaklığındaki süt yada süt ürünleri tercih edilebilir.
• Diş hekiminiz öneriyorsa, çekimden 2 saat sonra antimikrobiyal ilaçlar ve/veya ağız gargaraları ile ağzınızı çalkalayabilirsiniz.
• Eğer herhangi bir sorun olursa (ağrı, şişme, fazla ve uzun süren kanama) diş hekiminize danışınız.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/4/2007 - Beyaz dişlerin sırrı...
Beyaz dişlerin sırrı

Günümüzde dişlerimizdeki şekil ve renk bozuklukları birçoğumuzda psikolojik rahatsızlıklara kadar varan problemlere sebep olabilir. Hepimiz için dişlerimizin görünümünü önemlidir, Renklenmiş dişlerin beyazlatılmasına bleaching denir, Bleaching yöntemiyle, bembeyaz dişlere sahip olmak artık imkansız değil. Amerika' da bu beyaz gülüşe " Hollywood Smile " denilmektedir.
Diş ve Ağız Hastalıkları Hekimi Dr.Necip ÇELİK’e göre ''Diş beyazlatma tekniklerinin kanıtlanmış bir zararı yok.''
Dişteki renklenmelerin nedenleri nedir? Dişteki renklenme sebepleri çok farklıdır.
En yaygın olarak:
• Kalıtsal etkenler. • Sigara • Çocuklukta kullanılan bazı antibiyotikler • Fazla florid kullanımı • Çarpma, incinme • Çay, kola ve kahve fazla tüketimi • Yaşın ilerlemesi • Eski kuron köprü uygulamaları
sebep olarak sayılabilirler.
Beyazlatma (bleaching) işlemi nasıl yapılır? İki farklı diş beyazlatma tekniği var;
• Klinikte uygulanan ''ofis bleaching'', • Hastanın evde kendisinin uyguladığı ''home bleaching'' yöntemi.
Klinikte yapılan beyazlatma yöntemi ise dişin durumuna göre iki, üç ya da dört seansta gerçekleştiriliyor. Ağartıcı ilaç bu işlem hakkında deneyimi olan bir hekim tarafından diş üzerine yerleştirilir. İlgili dişin üzerine beyaz renkli ışık kaynağı belli bir süre tutulur. İşlem bittiğinde sonuç hemen gözlenir. 3–4 seans yeterlidir.
Evde gerçekleştirilen beyazlatma yöntemi için hastaya ağız yapısına uygun şeffaf bir kalıp hazırlanıyor. Kalıbın içine koymak için özel bir jel mevcut. Evde hasta tarafından yapılan uygulamanın en iyi tarafı gece uykuda iken jel içeren kaşığın ağza takılarak gerçekleştirilmesidir. Günde ortalama 6–7 saat ağızda kalması gereken jel dolu kaşığın uykuda takılması günlük hayatında olumsuz etkilenmesini önler. On veya on beş gün kullanıldıktan sonra istenen beyazlığa ulaşılabilir.
Herhangi Bir Yan Etkisi Var mı? Bazı kişiler, dişlerinde soğuğa karşı hassasiyet olduğunu belirtmiştir. Diğer bir grup ise, diş ve dişetinde geçici hassasiyetten söz etmiştir. Tüm bu belirtiler tedavinin kesilmesinden veya tamamlanmasından sonraki 1–3 gün içerisinde tamamen ortadan kalkar.
Kimlere Uygulanmaz? Hamilelere ve çocuklara uygulanmaz, yeterli bilimsel çalışma yoktur.
Beyazlatma işlemi kimlere uygulanabilir? Hemen hemen herkese! Ancak, tedavinin etkili olamayacağı bazı durumlar vardır. Bu durumu diş hekimiz belirler.
Tedavi süresince nelere dikkat etmek gerekir? Beyazlatma işlemi süresince,
• Sigara içilmemeli • Dişlerde renkleşmelere yol açabilen gıdaların ( çay-kahve vs.) alınmamalı Tedavi sırasında en sık görülebilen problem olan hassasiyet, gelişen ilaçlar sayesinde oldukça azalmıştır. Hastalarda hassasiyet oluşabilir. En çok soğukta kamaşmalar olarak tarif edilir, ayrıca dil ve dudakta kabarmalar görülebilir. Ancak bunlar bir kaç gün içinde ortadan kalkar.
Sağlıklı gülüşler… |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 21/4/2007 - SİGARA İÇEN HASTALARDA AĞIZ DİŞ SAGLIĞI...
SİGARA İÇEN HASTALARDA AĞIZ DİŞ SAGLIĞI
Sigara içen kişilerde ağızda oluşan zararlı etkiler sigaranın oluşturduğu yüksek ısı ve oluşturduğu 1000 den fazla zararlı maddeye karşı oluşmaktadır .
Ağız dokularındaki ve dişler üzerindeki zararları kullanım süresi ve günde tüketilen miktarla ilgilidir . Dişler üzerinde renkleşmeler dışında dişlerde enfeksiyon ve dişleri çevreleyen kemikte de erimelere neden olmaktadır . Kemik erimesi sonrası diş etleri çekilmekte ,kemik seviyesi azalmakta azalmakta ve zamanla da dişler kaybedilmektedir.
Sigara içmek dudak ,damak ,yanak ve diş etlerinde ağız kanserlerine de zemin hazırlamaktadır.
Sigaranın ağız ve dişlerde oluşturacağı hasarları en aza indirmek için diş hekimine 6 ayda bir kontrol yaptırılmalıdır.
Dişetlerinde oluşacak harabiyetler 6 ayda diş taşı ve dişeti tedavisi yapılarak azaltmak mümkündür; dişeti-kemik hasarları için rutin kontrole girip tedavilerini yaptırmak gerekir .
Uzun süren , geçmeyen ağız yaralarında ise zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekir. Sigaranın yapmış olduğu renkleşmeler diş beyazlatma ile ortadan kaldırılabilir. | |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 21/4/2007 - DİŞ TEDAVİSİ ARTIK KORKULACAK BİR ŞEY DEĞİL...
Diş Tedavisi:
Diş hekimine gitmekten korkanlara müjdemiz var. Artık ağrısız, acısız diş tedavisi olabileceksiniz. Çürük veya travma nedeniyle dişte oluşan kayıplar, renk bozuklukları, çarpıklıklar estetik dolgularla restore edilmekte, gerektiğinde kanal tedavileri uzman diş hekimi tarafından yapılmaktadır. Dişlerimizden biri hastalandığında başvurulan koruma yöntemlerinden biri de kanal tedavisidir. Kanal tedavisi ile hasara uğramış dişlerin korunmasına yardımcı olunmaktadır.
Kanal Tedavisi Eğer şiddetli biçimde çürümüş, yani kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelecek kadar iltihaplanmış bir dişiniz varsa diş hekiminiz kanal tedavisi uygulayabilir. Bu işlem, kök ile diş özü yuvasından ya da ilişkili herhangi bir diş yapısından sinir ve damar dokusunun (diş özü) temizlenmesini içerir. Böylece kökün ve dişin temelinin yerinde kalması sağlanır.
Konservatif Tedavi: Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve karbonhidratlı yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturur. Dişlere yapışan bu asitler dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulması sonucunda diş çürüğünün başlamasına neden olurlar. Konservatif tedavinin amacı, çürüklere erken dönemde müdahale ederek ilerlemelerini durdurmak ve oluşan diş maddesi kayıplarını hem estetik hem de ağız dokularına uyumlu olarak fonksiyonel bir şekilde gidermektir.
Endodontik Tedavi: Dişin sert dokusunun içinde, kökün en ucundan giren kan damarları ve sinirlerin bulunduğu, dişe hayat veren küçük bir odacık vardır. Dişlerin büyümesini ve sürmesini sağlayan bu yapı, çürüme meydana geldiğinde uyarı görevi de görmektedir. Zamanında tedavi edilmeyen diş çürükleri ilerleyerek pulpaya ulaşır ve burada iltihabi değişimlere neden olarak şiddetli ağrılar oluşturur. Daha sonraki aşamada bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Böylelikle ortaya çıkan toksinler kök ucundan sızarak çene kemiğine yayılır. Çene kemiğinde oluşan iltihap ise hem dişin kaybına hem de çevre dokularının zarar görmesine neden olur. Bu safhaya gelmeden önce dişi ve çevre dokuları korumak için hastalıklı sinir dokusunun alınmasıyla diş kurtarılabilir. Sinir dokusu anestezi altında temizlendikten sonra, kanallar genişletilip dezenfekte edilir. Tüm bu işlemlerden sonra pulpa odasının içi özel maddelerle kök ucuna kadar doldurulur. Sanıldığının aksine bu işlemler ağrısız gerçekleşmekte ve tedavi edilen diş uzun yıllar ağızda kalmaktadır. |
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|